top of page

Romantik İlişkilerde Duygusal Düzenleme: Neden Aynı Şeyi Yaşayıp Farklı Hatırlarız?

köklerin buluştuğu iki ağaç

Romantik ilişkilerde yaşanan zorlanmalar çoğu zaman iletişim problemleri ya da kişilik farkları üzerinden açıklanır. Oysa yakın ilişkilerdeki birçok kopuş, fark edilmeden işleyen bilişsel ve bedensel süreçlerle ilişkilidir.


Aynı tartışmayı yaşayan iki partnerin olayı farklı hatırlaması, aynı davranışı farklı anlamlandırması ya da aynı yakınlığı birinin rahatlatıcı, diğerinin bunaltıcı bulması tesadüf değildir. İlişkide belirleyici olan yalnızca ne yaşandığı değil; yaşananın zihin ve beden tarafından nasıl işlendiğidir.


Herkes Aynı Şeyi Aynı Yerden Görmez


Yakın ilişkilerde herkes yaşananları aynı biçimde algılamaz. Her birey, ilişki deneyimlerini süzen kendine özgü zihinsel filtrelerle hareket eder. Bu filtreler; dikkatin nereye yöneldiğini, hangi ipuçlarının öne çıktığını ve yaşananların nasıl anlamlandırıldığını belirler.


  • Bazı kişiler partnerin duygusal erişilebilirliğine dair sinyalleri yoğun biçimde izler. Mesaj süreleri, ses tonu ya da küçük mimikler hızla anlam kazanır. Belirsizlik bu kişiler için zihinsel olarak yorucu ve tehdit edici olabilir.


  • Bazı kişilerde ise duygusal yoğunluk arttıkça dikkat geri çekilir. Yakınlığa dair sinyaller bilinçdışı biçimde arka plana itilir. Bu durum dışarıdan bakıldığında ilgisizlik ya da soğukluk gibi algılansa da çoğu zaman aşırı yükle baş etme çabasının bir parçasıdır. 


Aynı olayın ilişkide neden bu kadar farklı deneyimlendiği, büyük ölçüde bu zihinsel filtrelerle açıklanabilir.


Bellek Olanı Değil, Hissedileni Saklar


İlişkide yaşananlar yalnızca yaşandıkları anla sınırlı kalmaz; sonrasında bellekte yeniden şekillenir. Bellek, olayları olduğu gibi saklayan tarafsız bir kayıt alanı değildir. Aksine, duygusal ihtiyaçlar ve ilişki içindeki güven algısı doğrultusunda düzenlenir.


Bazı bireyler mesafe hissettikleri anları daha canlı ve yoğun biçimde hatırlarken, destek gördükleri ya da yakınlık kurdukları anları daha silik hatırlayabilir. Bu durum ilişkilerde sıkça karşılaşılan “Ama ben öyle hatırlamıyorum” döngüsünü besler. Çoğu zaman tartışılan şey olayın kendisi değil; olayın bıraktığı duygusal izdir.


İlişkisel Stres Sadece Zihinde Yaşanmaz


Bu süreç yalnızca zihinsel değildir. İlişkisel stres bedeni de doğrudan etkiler. Tartışma, ayrılık ihtimali ya da duygusal mesafe gibi durumlar sinir sistemi düzeyinde otomatik düzenleme tepkileri yaratır.

Bazı bireylerde stres karşısında beden hızla uyarılır; huzursuzluk artar, kontrol etme ya da uzaklaşma eğilimi güçlenir. Bazılarında ise beden enerjiyi düşürerek içe çekilir; donukluk, sessizlik ya da geri çekilme ön plana çıkar.


Bu tepkiler dışarıdan bakıldığında sakinlik ya da kopukluk gibi algılansa da, çoğu zaman organizmanın aşırı yük altında kendini korumaya yönelik otomatik düzenleme biçimleridir. Bu nedenle ilişkide “sakin olan taraf” her zaman gerçekten regüle olmuş olmayabilir; sessizlik bazen dinginlikten çok yükü içe alma stratejisi olabilir.


Destek Vermek ve Destek Almak Neden Zor?


Zor anlarda destek aramak ve destek verebilmek, ilişkilerin en kırılgan alanlarından biridir. Ancak destek her zaman ihtiyaçla örtüşmez.


Bazı kişiler ihtiyaç duydukları anlarda bile destek istemekte zorlanır; yalnız kalmayı ya da kendi başına toparlanmayı tercih eder. Bazıları ise desteğe ihtiyaç duyduğunu hisseder ama bunu dolaylı, belirsiz ya da karşı tarafı zorlayacak biçimde ifade eder.


Benzer bir uyumsuzluk destek verme tarafında da görülür. Verilen destek, karşı tarafın o andaki fizyolojik ve duygusal durumuyla örtüşmediğinde yatıştırıcı olmak yerine gerilimi artırabilir. Bu noktada sorun desteğin varlığı değil; zamanlaması ve biçimidir.


Bağlanma Sabit Değil, İlişki İçinde Şekillenir


Yakın ilişkiler yalnızca geçmişten gelen bağlanma örüntülerinin tekrarlandığı alanlar değildir. Tekrarlayan etkileşimler bu örüntüleri zaman içinde sertleştirebilir ya da yumuşatabilir.

Sürekli belirsizlik, duygusal erişilemezlik ya da tutarsızlık güvensizliği artırırken; erişilebilirlik, duygusal yanıt ve birlikte regülasyon deneyimleri güven algısını dönüştürebilir. Bu nedenle bağlanma, sabit bir özellik değil; ilişki içinde sürekli yeniden şekillenen bir deneyimdir.


Değişim Sadece Konuşarak Olmaz


Bu bakış açısından ilişkilerde yaşanan çatışmalar çoğu zaman niyetle değil; farklı sinir sistemi düzenleme biçimlerinin aynı anda devrede olamamasıyla ilişkilidir.


Bir taraf geri çekilirken diğer tarafın yaklaşma ya da çözme çabasını artırması, çoğu zaman isteksizlikten değil; bedenlerin farklı hızlarda ve farklı biçimlerde güven aramasından kaynaklanır. Güvenli temasın mümkün olduğu anlar, bedenin tehdit algısından uzaklaşıp sosyal bağa açılabildiği fizyolojik zeminlerde ortaya çıkar.


Bu nedenle ilişkilerde değişim her zaman yalnızca konuşarak değil; birlikte yaşanan yeni deneyimlerle mümkün olur. Zihin ve beden en çok tekrar eden yaşantılar üzerinden öğrenir. Yakınlık; nasıl hatırladığımız, nasıl yorumladığımız ve stres altında nasıl karşılık verdiğimiz üzerinden inşa edilir.


Birlikte Yeni Hatıralar Oluşturmak


İlişkisel çalışmaların hedefi de tam olarak budur: Çiftlere yalnızca anlatacakları değil; birlikte deneyimleyebilecekleri, güvenli temas kurabilecekleri ve yeni hatıralar oluşturabilecekleri alanlar açmak.


Sevgililer Günü yaklaşırken, partnerinize yalnızca bir nesne değil; birlikte yaşanacak bir deneyim hediye etmek isterseniz, 7 Şubat’ta gerçekleşecek yüz yüze ve oyun odaklı çift atölyemize davetlisiniz.


 
 
MindCare | Mind-Body Based Approaches 

Bülten Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

MindCare | Zihin-Beden Temelli Yaklaşımlar Akademisi

Nisbetiye Mah., Nisbetiye Cad., No: 24 İç Kapı No: 17

Besiktas / Istanbul

Whatsapp hattı: + 90 (549) 825 44 97

Telefon hattı: +90 (212) 807 15 78

E-posta adresi: info@mindcareacademy.com

  • Instagram

©2021 MindCare Academy

Her hakkı saklıdır.

Yasal Metinler

bottom of page