Kadınsılık ve Cinselliği Yeniden Düşünmek
- selinilgaz
- 23 Ara 2025
- 3 dakikada okunur

Kadın cinselliği çoğu zaman iki dar çerçeve arasında ele alınır:
Bir yanda biyolojiye indirgenen açıklamalar, diğer yanda spiritüel ve idealize edilmiş anlatılar. Arzu, haz ve kadınsılık; ya hormonların bir sonucu olarak ya da “dişil enerji”, “akışta olmak”, “alıcı olmak” gibi kavramlarla açıklanmaya çalışılır. Ancak bu yaklaşımlar, kadınların bedensel ve psikolojik deneyiminin karmaşıklığını çoğu zaman gözden kaçırır.
Bu noktada psikoloji literatüründe önemli bir kırılma yaratan çalışmalardan biri, Rosemary Basson’un kadın cinsel yanıtına dair geliştirdiği modeldir. Basson’un çalışması, kadın cinselliğini doğrusal ve performans temelli bir süreç olarak ele alan klasik modelleri sorgular ve kadın deneyimini bağlam, ilişki ve beden üzerinden yeniden düşünmeyi önerir.
Kadınsılık: Sabit Bir Öz Değil, Bağlama Duyarlı Bir Deneyim
Kadınsılık çoğu zaman “doğal” ve değişmez bir özellik gibi sunulur. Oysa feminist psikoloji, kadın kimliği ve beden deneyiminin tarihsel, kültürel ve ilişkisel bağlamlar içinde şekillendiğini gösterir. Kadın bedeni, yüzyıllar boyunca arzunun nesnesi olurken aynı zamanda kontrol edilen, düzenlenen ve sınırlandırılan bir alan haline gelmiştir.
Bu tarihsel ve kültürel miras, kadınların kendi bedenleriyle ve cinsellikleriyle kurdukları ilişkiyi doğrudan etkiler. Kadınsılık bu anlamda sabit bir enerji ya da öz değil; öğrenilen, içselleştirilen ve zaman içinde dönüşen bir deneyimdir.
Arzu Her Zaman Baştan Gelmez
Cinselliğe dair yaygın kabullerden biri, arzunun kendiliğinden ortaya çıkan bir dürtü olduğu fikridir. Bu beklenti karşılanmadığında, özellikle kadınlar “isteksiz” ya da “problemli” olarak etiketlenir.
Basson’un kadın cinsel yanıt modeli, bu varsayımı doğrudan sorgular. Basson’a göre kadınlarda cinsel arzu her zaman sürecin başında yer almaz. Aksine, arzu çoğu zaman duygusal yakınlık, güvenli bir bağlam ve bedensel uyarılma ile birlikte, süreç içinde gelişir. Bu nedenle kadın cinselliğini doğrusal değil, döngüsel bir süreç olarak tanımlanır.
Bu bakış açısı, birçok kadının yaşadığı deneyimi yeniden çerçeveler: Buradaki mesele çoğu zaman arzu eksikliği değil, arzunun ortaya çıkmasını destekleyecek koşulların yokluğudur.
Sinir Sistemi, Güvenlik ve Cinsel Açıklık
Basson’un modelinin en önemli katkılarından biri, cinselliği yalnızca içsel bir dürtü olarak değil, bağlamsal ve bedensel bir deneyim olarak ele almasıdır. Bu yaklaşım, güncel sinir sistemi kuramlarıyla da örtüşür.
Sinir sistemi perspektifinden bakıldığında, beden kendini güvende hissetmediği sürece haz ve yakınlığa açılmaz. Polyvagal teori, güvenlik hissinin regüle bir sinir sistemiyle yakından ilişkili olduğunu vurgular. Bu açıdan cinsel isteğin azalması, çoğu zaman bir bozukluk değil; bedenin tehdit algısına verdiği koruyucu bir tepkidir.
Döngüsel model, bu bedensel gerçekliği klinik cinsellik kuramına dahil eden ilk çalışmalardan biri olması açısından önemlidir.
Utanç, Kontrol ve Kadın Cinselliğinin Bastırılması
Kadın cinselliğinin şekillenmesinde utanç merkezi bir rol oynar. Utanç, çoğu zaman bireysel bir eksiklikten değil, kadın bedenine yüklenen toplumsal anlamlardan beslenir. Kadınların bedensel duyumlarla temas etmek yerine bedenlerini izlemeye ve kontrol etmeye yönelmesi, bu tarihsel yükün bir sonucudur.
Feminist bakış, kadın cinselliğini performans merkezli değerlendirmekten uzaklaşmayı önerir. Cinsel deneyimi “olması gereken” üzerinden değil, bedende ve ilişkide olup biten üzerinden anlamaya davet eder. Bu da utanç yerine merak ve farkındalık için alan açar.
“Dişil Enerji” Söylemi Üzerine
Popüler kültürde sıkça karşılaşılan “dişil enerji” söylemleri, kadınsılığı çoğu zaman yumuşaklık, alıcılık ve akışla özdeşleştirir. Dişil enerjinin kadın olma deneyimiyle ve kadınsılık ile ilgili önemli noktalara değindiği yadsınamaz. Bunun yanında döngüsel model, kadın cinselliğinin farklı boyutlarına da değinir.
Kadınsılık; yakınlık arayışı kadar mesafe ihtiyacını, haz kadar çekilmeyi, açıklık kadar sınır koymayı da içerir. Kadın deneyimini tek bir enerjiyle tanımlamak, bu karmaşıklığı görünmez kılar ve yeni normlar üretir. Kadınların cinsel deneyimlerini patolojize etmek yerine, bağlam, güvenlik ve beden üzerinden anlamayı mümkün kılar.
Kadınsılık ve cinsellik, sabit bir kimlik ya da enerji değil; ilişkiler içinde, bedende ve zamanla şekillenen canlı süreçlerdir. Belki de esas soru şudur:
“Bedenim hangi koşullarda ilişki kurmaya açık hale geliyor ve hangi koşullarda kendini korumaya alıyor?”
Bu soruya verilen her dürüst yanıt, kadın cinselliğini daha gerçekçi, şefkatli ve kapsayıcı bir yerden anlamaya bir adım daha yaklaştırır.
Dişil Enerjinin Ötesinde: Kadınlık, Kadınsıllık ve Cinsellik Seminerinde Kadınlık konusunu farklı bakış açılarıyla ele alacağız. Daha fazla bilgi için buraya tıklayabilirsiniz.



