top of page

Ataerkil Pazarlık: Sessiz Bir Uyum Biçimi

  • 2 gün önce
  • 3 dakikada okunur
"Bir kadının saygı duyulmak için mütevazı olması gerekmez"
"Bir kadına saygı duyulması için mütevazı olması gerekmez"

Bir kadın işinde yetkindir ama toplantılarda özellikle kendini biraz geri çeker. Fikirlerini daha yumuşatarak ifade eder, bazen hiç söylememeyi tercih eder. Başarıları konuşulduğunda “çok da büyütülecek bir şey değil” diyerek geçiştirir. İlişkilerinde daha az çatışma çıkması için bazı konuları açmamayı seçer, rahatsız olduğu şeyleri tolere eder.


Bunu açık bir baskı altında hissetmeden yapar. Hatta çoğu zaman bunu “ben zaten böyleyim” ya da “böylesi daha iyi” diye anlamlandırır.


Bu tür davranışlar, çoğu zaman bir ataerkil pazarlık örneği olabilir.


Ataerkil Pazarlık Nedir?


Ataerkil pazarlık kavramı, Deniz Kandiyoti tarafından ortaya atılır. En basit haliyle, bireylerin eşitsiz bir düzen içinde tamamen karşı çıkmak yerine, o düzenle belirli bir uyum kurarak kendilerine alan açmaya çalışmalarıdır.


Bu, sistemin doğru bulunmasıyla ilgili değildir. Daha çok, mevcut koşullar içinde en az kayıpla var olmanın yollarını bulmakla ilgilidir. Bazen bu yollar kısa vadede işe yarar, hatta kişiye belirli avantajlar bile sağlayabilir. Ama aynı zamanda sistemin sınırları içinde kalmayı da içerir.


Neden Böyle Davranıyoruz?


İnsan zihni sadece özgürlük değil, aynı zamanda güvenlik ve aidiyet de arar. Açık bir çatışma, özellikle yakın ilişkilerde, dışlanma, yalnız kalma ya da ilişkiyi kaybetme ihtimalini beraberinde getirebilir. Bu yüzden birey, çoğu zaman tamamen karşı çıkmak yerine uyumlanarak ilerler.

Ama bu her zaman bilinçli bir hesap değildir.


Bazen kişi oturup “şunu yaparsam şu olur” diye düşünmez. Daha çok, bazı durumların “rahatsız edici”, “gergin” ya da “fazla riskli” hissettirdiğini sezgisel olarak algılar ve buna göre davranır.


Yani pazarlık çoğu zaman açık bir karar değil, bedensel ve duygusal bir ayarlama gibi çalışır. Kişi farkında olmadan kendi davranışını ortamın güvenlik hissine göre kalibre eder.


İçselleştirme ve Sessiz Gerilim


Ataerkil pazarlığın en dikkat çekici tarafı, dışarıdan bakıldığında çoğu zaman sorun görünmemesidir. Çünkü kişi sistemle açık bir çatışma yaşamaz. Ama bu, içeride hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez.

Kendi isteklerini geri planda tutmayı “mantıklı” bulan biri, zamanla neden tam olarak tatmin olmadığını açıklamakta zorlanabilir. Bu noktada kişi sadece davranışlarını değil, o davranışları nasıl anlamlandırdığını da değiştirir.


“Zaten çok istemiyordum.”

“Bana uygun olan bu.”


Bu tür cümleler bazen gerçekten doğru olabilir, bazen de uyum sağlama biçiminin bir parçası haline gelir. Zamanla kişi, seçeneklerini daraltan şeyin dış koşullar mı yoksa kendi tercihleri mi olduğunu ayırt etmekte zorlanabilir.


Bu Bir Zayıflık mı?


Ataerkil pazarlığı sadece “boyun eğme” olarak görmek meseleyi fazla indirger. Bu, çoğu zaman belirli koşullar içinde geliştirilen bir uyum ve konum alma biçimidir. Hatta bazı durumlarda hayatta kalma ya da ilişkileri sürdürebilme açısından işlevsel olabilir.


Ama bu uyum, kişinin hareket alanını genişletmek yerine daraltmaya başladığında, seçenekler görünmez hale geldiğinde ya da hiç düşünülmez olduğunda, başka bir şeye dönüşür. Kişi artık sadece uyum sağlamaz, aynı zamanda kendi sınırlarını da fark etmeden içselleştirir.


Parmak Ucunda Yürümek: Sürekli Kendini Ayarlama Hali


Parmak ucunda yürümek, fiziksel bir davranıştan çok ilişkisel ve duygusal bir pozisyonu anlatır. Kişi bulunduğu ortamda tamamen rahat değildir. Olası bir gerilim, eleştiri ya da dışlanma ihtimalini sürekli hesaba katar. Bu yüzden kendini açıkça ifade etmek yerine, önce ortamı yoklar. Söyleyeceği şeyi yumuşatır, tepkileri önceden tahmin etmeye çalışır, sınırlarını esnetir.


Bu durum çoğu zaman bilinçli bir “strateji” gibi hissettirmez. Daha çok bedensel ve sezgisel bir uyumlanma halidir. Kişi, neyin sorun çıkarabileceğini tek tek analiz etmeden, bir tür içsel hassasiyetle davranır: nerede susmak daha güvenli, nerede geri çekilmek daha az maliyetli, bunu hızlıca “hisseder.”


Parmak ucunda yürümek aynı zamanda sürekli bir dikkat hali yaratır. Kişi kendi ihtiyaçlarından çok, karşı tarafın nasıl tepki vereceğine odaklanır. Bu da zamanla içsel referansın zayıflamasına yol açabilir. “Ben ne istiyorum?” sorusu yerine, “Burada sorun çıkmaması için ne yapmalıyım?” sorusu öne geçer.


Bu yüzden küçük geri çekilmeler, yumuşatmalar ve ertelemeler sadece anlık bir uyum sağlamaz, aynı zamanda kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi de şekillendirir. Zamanla kişi, gerçekten istemediği şeylere daha kolay “tamam” diyebilir ya da aslında önemli olan bir konuyu önemsizmiş gibi hissetmeye başlayabilir.


Sonuç ve Farkındalık


Bir davranışı gerçekten istediğimiz için mi sürdürdüğümüzü, yoksa alternatifinin yaratacağı gerilimi, riski ya da kaybı bildiğimiz ya da sezgisel olarak hissedip bundan kaçındığımız için mi devam ettirdiğimizi fark etmek, bazen düşündüğümüzden daha fazla şeyi görünür kılar.


Hatta bazı durumlarda, “ben bunu seviyorum” diye tanımladığımız şeyin ne kadarının gerçekten bize ait olduğunu yeniden düşünmeye alan açabilir. Bu farkındalık her şeyi hemen değiştirmek zorunda değildir. Ama en azından, seçeneklerin varlığını yeniden hatırlatır.


MindCare | Mind-Body Based Approaches 

Bülten Abonelik Formu

Gönderdiğiniz için teşekkür ederiz!

MindCare | Zihin-Beden Temelli Yaklaşımlar Akademisi

Nisbetiye Mah., Nisbetiye Cad., No: 24 İç Kapı No: 17

Besiktas / Istanbul

Whatsapp hattı: + 90 (549) 825 44 97

Telefon hattı: +90 (212) 807 15 78

E-posta adresi: info@mindcareacademy.com

  • Instagram

©2021 MindCare Academy

Her hakkı saklıdır.

Yasal Metinler

bottom of page